Haber Yıldız

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Görüşleri haberyildiz.com.tr’de

Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Görüşleri haberyildiz.com.tr’de

Haber Yıldız Haber Yıldız -
56 0
genetik ortaklık - Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantı: Uzman Görüşleri haberyildiz.com.tr'de

Meme ve Prostat Kanserleri Arasında Gizli Bir Bağlantı Var: Uzmanlar Açıklıyor

İzmir – Farklı organlarda ortaya çıkan meme ve prostat kanserleri, ilk bakışta birbirinden bağımsız gibi görünse de, yapılan son araştırmalar bu iki kanser türü arasında önemli genetik ortaklıklar bulunduğunu ortaya koyuyor. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, bu keşfin, kanserle mücadelede kişiye özel tedavi stratejilerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

BRCA Mutasyonları: Ortak Bir Risk Faktörü

Prof. Dr. Burak Turna, yaptığı açıklamada, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların, hem kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini artırdığını hem de erkeklerde daha genç yaşlarda agresif seyreden prostat kanseri gelişimine zemin hazırladığını belirtti. Bu genetik yatkınlıklar, aile öyküsünün genetik değerlendirmelerdeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Turna, “Ailemizde erken yaşta veya agresif tipte meme kanseri teşhisi almış bir bireyde BRCA mutasyonu tespit edildiğinde, erkek akrabalarının, özellikle de oğullarının prostat kanseri açısından genetik taramadan geçirilmesi büyük önem taşıyor. Aynı şekilde, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri tanısı almış bir babanın kızlarında da meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler görülebilir. Bu genetik ortaklık, kanserlerin sadece tek bir organda sınırlı kalmadığını gösteriyor.” şeklinde konuştu.

Kanserlerin Yaygınlığı ve Genetik Önemi

Türkiye ve dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Turna, her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Erkeklerde ise prostat kanserinin en yaygın kanser türlerinden biri olduğunu belirten Turna, erkeklerin yaşam boyu prostat kanseri geçirme olasılığının %12-15 civarında olduğunu söyledi. Bu yüksek istatistikler, iki kanser türü arasındaki genetik bağlantının daha derinlemesine anlaşılmasını zorunlu kılıyor.

Genetik Analizler: Erken Tanı ve Hedefe Yönelik Tedaviler

Prof. Dr. Turna, genetik analizlerin sadece bireylerin kanser riskini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda erken tanı stratejilerinin oluşturulmasında da kilit bir rol oynadığını vurguladı. Bu analizler sayesinde, gereksiz tedavi süreçlerinin önüne geçilebileceği ve aile bireylerinin de risk düzeylerinin daha net bir şekilde belirlenebileceği belirtildi.

Ayrıca, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin planlanmasında genetik analizlerin büyük önemi olduğuna dikkat çeken Turna, “Bu tür akıllı ilaçlar, kanser hücrelerinin DNA onarım mekanizmalarındaki kusurlardan faydalanarak sadece kanserli hücrelerin ölümünü hedefler. Genetik profilleme, bu tedavilerin kimler için daha etkili olacağını belirlemede bize yol gösterir. Bu genetik ortaklık bilgisini kullanarak daha etkili ve kişiye özel kanser tedavileri geliştirebiliriz.” dedi.

haberyildiz.com.tr olarak, kanserle mücadelede bilimsel gelişmeleri ve uzman görüşlerini en doğru şekilde aktarmaya devam edeceğiz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir